Süper Kupa Finali’nde Fenerbahçe, Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda Galatasaray ile karşı karşıya geldi. Rakibini 2-0 mağlup eden sarı-lacivertliler Süper Kupa’yı müzesine götürdü. Süper Kupa finalinin ardından Avrupa basını da Fenerbahçe ve Galatasaray’ı konuştu. (10 Ocak 2026)
BILD: Yeni transfer, ilk maçında golü attı. Kış transfer döneminde Lazio’dan 28 milyon euro karşılığında transfer olan Matteo Guendouzi, Asensio’nun ortasından seken topu fırsat bilerek ceza sahası kenarından yaptığı şutla skoru 1-0’a getirdi (28′). Bundan sonra maç karşılıklı ataklarla geçti; Galatasaray oyuna daha çok hakim olsa da bir türlü gol bulamadı. Fenerbahçe ise devre arasından sonra Oosterwolde’nin akrobatik volesiyle farkı ikiye çıkararak skoru 2-0 yaptı. Ve stoper oyuncusu daha sonra Galatasaray yedek kulübesinin önünde, doğrudan televizyon kameralarına doğru kışkırtıcı bir şekilde gol sevincini yaşayarak büyük bir olay yarattı. Sonuçta bunun bir önemi kalmadı, çünkü skor Sané’nin takımı lehine 0-2 olarak kaldı. Diğer Alman oyuncu İlkay Gündoğan’ın (72. dakikada Lucas Torreira’nın yerine) oyuna girmesi bile sonucu değiştiremedi.
LEQUIPE: Perşembe günü yaklaşık 30 milyon Euro karşılığında Lazio’dan Fenerbahçe’ye transfer olan Mattéo Guendouzi, yeni takımına hemen uyum sağladı. Yeni kulübüyle ilk maçına çıktığı Cumartesi günü Galatasaray’a karşı oynanan Türkiye Süper Kupası finalinde ilk 11’de başlayan 26 yaşındaki Fransız orta saha oyuncusu, golünü kaydetti. Guendouzi’nin golü Fenerbahçe’nin 2-0’lık galibiyetine katkıda bulundu. İkinci golü ise eski PSG oyuncusu Marco Asensio’nun asistiyle Jayden Oosterwolde kaydetti.
MARCA: Eski Mallorca, Espanyol, Real Madrid ve Paris Saint-Germain oyuncusu Marco Asensio, Fenerbahçe’yi Süper Kupa’da Galatasaray’a karşı oynanan derbi maçında (0-2) zafere taşıdı. Domenico Tedesco’nun öğrencileri, Sané ve Icardi ile maça başlayan ancak Afrika Uluslar Kupası’nda bulunan Osimhen’in yokluğunu derinden hisseden Galatasaray’a 48. dakikada son darbeyi vurdu.
TUTTU MERCAO: Matteo Guendouzi, Fenerbahçe formasıyla rüya gibi bir başlangıç yaptı . Sadece üç gün önce, Fransız orta saha oyuncusu, Lazio formasıyla Olimpico’daki son maçına çıkmaya hazırlanıyordu. Takımına Duygusal bir veda etmişti. Ancak bu akşam Galatasaray’a karşı oynanan Süper Kupa maçında derbide golü buldu ve Türkiye’nin ilgi odağı oldu.
Yıllarca süren ihalelerin ardından Koç Holding’e 40 yıllığına devredilen Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı’nın genişletme projesi için Bakanlık yeşil ışık yaktı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan projeyle birlikte yat kapasitesi bin 288 metrekareden 2 bin 120 metrekareye çıkarılacak, toplam alan 437 bin 788 metrekareye ulaşacak.
Mevcut durumda bin 288 yata hizmet veren marina; 24 bin 900 metrekare mendirek, bin 193 metre rıhtım ve 2 bin 666 metre iskeleyle faaliyet yürütüyor. Projede mendirek 36 bin 158 metrekareye, iskele 4 bin 54 metreye çıkarılacak; ayrıca bin 997 metrekarelik deniz dolgusu yapılacak. Kara alanında ise 12 bin 321 metrekare ticari alan, 5 bin 482 metrekare idari ve teknik alan, 22 bin 87 metrekare kapalı otopark, 13 bin 742 metrekare açık otopark ve 9 bin 150 metrekare çekek alanı planlandı. Projeye konu alan, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından II. derece doğal sit ve III. derece arkeolojik sit olarak ilan edilen Fenerbahçe Yarımadası’nda yer alıyor.
EKOLOJİK FACİA
ÇED sürecinin ihale yapılmadan önce gerçekleşmesi gereken bir süreç olduğunun altını çizen Fenerbahçe Kalamış Dayanışması’ndan Ayşe Alev Ataç, “Şubat ayında sözleşmesi imzalanan projenin Mart ayında ÇED süreci başladı. Böyle bir süreci kabul etmiyoruz. Halkın katılımı toplantısında bunun meşru olmayan bir süreç olduğunu söyledik. Her şeye rağmen çalışmalar devam etti. Taslak dosyayı ikinci defa halk onayına sundular. Yayınlanmasının ardından Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’ne itiraz dilekçelerimizi verdik. Fakat bugün ne yazık ki sonuç ortada” dedi. Ataç, şöyle devam etti: “Mevcut yat limanı alanı üç katına çıkıyor ve bunun ağırlığı denizde. Burası İstanbul’un en sığ kıyılarından bir tanesi. Dolayısıyla yatların yanaşması için elverişli değil. Bunun farkındalar ve denizde dip taraması yapacaklar. Dipten çıkardıkları malzemeyi de denize dökecekler veya mendireklerin dolgu alanlarında kullanacaklar. -3,5 ile 6 metre arasına indirecekler oradaki derinliği. Dolayısıyla denizde ekolojik facia yaratacaklar. Oranın habitatını oluşturan her çeşit canlı projeden etkilenecek.”
DENİZLE BAĞ KALMAYACAK
Öte yandan mendireklerin Kalamış koyunu tamamen kapattığını belirten Ataç, “‘Parka dokunmayacağız’ diyorlar da parkın önünü zaten kapatacaklar. Koca koca yatlar gelip yanaşacak, parkın denizle bağı kalmayacak. Beş çıpalı yat limanı süper lüks bir yat limanı demek. Alanda yüzme havuzundan tenis kortuna, otoparkına kadar her şey planlanmış. Alan 1980’lerde doldurulmuş bir alan. Dolgu alanın içine yeraltı otoparkı yapılacak. Nasıl yapılacak? AFAD proje alanında bölgede doğal afetle ilgili hiçbir sorun olmadığını belirtmiş. Kuzey Anadolu Fay Hattı 15 kilometre mesafede. Nasıl afet alanı değil? Gümrüklü saha da olmayacak. Uluslararası bir yat oradan elini kolunu sallayıp geçecek. Herhangi bir kontrol noktası olmayacak. Bu durum da güvenlikle ilgili ciddi bir sorun. Biz burada yaşayan insanlar olarak mücadelenin peşini bırakmayacağız” dedi.
14 YILDA 5 İHALE
Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı 1998 yılından beri Koç Holding tarafından işletiliyor. Liman, AKP’nin 2011’de başlattığı özelleştirme sürecinde 14 yılda beş kez ihaleye çıkarılmıştı. İlk ihale 2014’te yapılmış, Koç Holding 664 milyon dolarlık teklifini geri çekmişti. 2017’de yeterli talep oluşmadığı için bir ihale iptal edilmiş, 2021’de Koç Holding 2,5 milyar lira ile ihaleyi kazanmış fakat AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan sonucu iki ay sonra iptal etmişti. Son ihalede müteahhit Vahit Karaarslan 505 milyon dolar ile Koç’un önünde ihaleyi kazanmış ancak ardından ihaleden çekilmişti. İkinci yüksek teklif sahibi Koç Holding, 2025’in Şubat ayında imzalanan sözleşmeyle işletme hakkını 40 yıl daha almıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyunda “şike kumpası” olarak bilinen sürece dair yeni bir karara imza attı. Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran’ın Savcılıkta yeniden ifade verdiği saatlerde Lütfi Arıboğan, Ahmet Gülüm, İlhan Helvacı ve Ebru Köksal hakkında “FETÖ” suçlamasıyla işlem başlatıldı. (…)
40 yıllığına Koç Holding’e devredilen Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı, “revizyon” iddiasıyla genişletilmek isteniyor. Söz konusu genişletme için hazırlanan ÇED raporu ve projeye karşı çıkan yurttaşlar ise itiraz dilekçesi verdi.
1980’lerden bu yana kamu işletmelerinin, fabrikaların ve limanların sermayeye devriyle ilerleyen özelleştirme süreci hız kesmeden devam ediyor.
40 yıllığına Koç Holding’e devredilen İstanbul’daki Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı’nı genişletmek için hazırlanan çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporuna ve projeye itiraz edildi.
Projeye karşı mücadele veren yurttaşlar, geçtiğimiz perşembe günü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İstanbul İl Müdürlüğü’ne itiraz dilekçesi verdi.
Dilekçede, Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı’nı özelleştirilmeden önce, yurttaşların anayasal haklarını yok sayacak şekilde imar planları yapıldığı ve kıyıyı halka kapatacak şekilde ticari yapılaşmanın önünün açıldığı belirtilerek, “Bu aşamada yürütülmesi gereken ÇED süreci – zamanında – gerçekleşmemiştir. Gerçek bir çevre etki değerlendirmesi yapıldığında hayata geçmesi mümkün olmayan bir proje, ihale süreci tamamlandıktan sonra yaptırılmak suretiyle tamamen göstermelik bir rapor olmaktan öteye geçmemektedir” ifadelerine yer verildi.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından “Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanının 40 yıl süreyle işletme hakkının verilmesi” şeklinde tanımlanarak ihale edilen projenin, kazanan firma tarafından “Fenerbahçe- Kalamış Yat Limanının Revizyonu” olarak tanımlanmakta olduğu ve ÇED raporunun da bu tanım üzerinden düzenlenmekte olduğu hatırlatılarak şöyle devam edildi:
Oysa toplam 103.000 metrekare olan mevcut yat limanı, raporda da belirtildiği gibi, dalgakıran dahil 111.840 metrekaresi kara alanı ve 314.541,29 metrekaresi deniz alanı olmak üzere toplam 437.788,92 metrekareye çıkarılmak suretiyle 3 katından daha fazla büyütülecektir. Bu mevcut yapının revizyonu, yenilenmesi değil, mevcudun çok üzerinde bir alanda yeni bir marina inşa etmektir.
Diğer taraftan, raporda da belirtildiği üzere, mevcut marina 1288 adet tekne/yata hizmet veriyorken, ‘yenileme/revizyon’ çalışması sonrasında 90 adedi 25 metre ve üzeri süper yat olarak tanımlanan yatlar olmak üzere bu sayı 2120 yat adedine ulaşacak ve kapasite neredeyse 2 katına çıkacaktır.
Dilekçede, söz konusu projenin mevcut yapının revizyonu veya yenilenmesi değil, mevcuttan çok daha büyük kapasiteli yeni bir marina inşası olduğıu belirtildi.
Marina projesinde kamu yararının gözetilmediği vurgulanarak, “Bu projenin yat sahibi olan üst gelir grubuna mensup bir avuç çok zengin insanın korunaklı tatil ihtiyacını karşılamaya yönelik bir proje olduğu adeta teyit edilmektedir” denildi.
İtirazlar sıralandı
Dilekçede, Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı Revizyonu Projesi’ne ilişkin itirazlar şöyle sıralandı:
Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı, II. Derece Doğal Sit Alanı ve III. Derece Arkeolojik Sit alanı olup, I. Derece Doğal Sit Alanı olan Fenerbahçe Yarımadasının komşusudur. Tarihi ve doğal özellikleri nedeniyle koruma altında olması gereken bu alanın denizde ve karada herhangi bir ek yapılaşma baskısına maruz bırakılması kesinlikle uygun değildir.
Bilinen tarih boyunca doğal zenginliği, güzelliği, denizi ve doğası ile halkın kullanımında olan, halkın huzur ve güzellik simgesi olarak kabul edip değer verdiği, şarkılara, şiirlere konu olmuş Kalamış’ta insanlar hala yeşil ve mavinin uyumu içinde nefes alabiliyorken, kıyı halka kapatılacak, planlama ilkelerinin bir gereği olan toplum ve kıyı ilişkisi yok edilecek, çok küçük bir azınlığın yararına bölgenin geleneksel kentsel doku özelliği bozulacaktır.
Fenerbahçe ve Kalamış’ın mimari yapısı, tarihi ve sosyal dokusu bozulacak, mahalle kültürü yok olacak ve tarihsel belleği zarar görecektir.
Bölgede betonlaşma, insan ve araç yoğunluğu artacak, halihazırda Fenerbahçe Stadı’nın getirdiği trafik yükü ile birleşerek büyük bir trafik yükünün var olduğu alanda trafik yoğunluğu kapasiteyi daha da zorlayacak ve hem bölgede yaşayanların, hem de İstanbul halkının yaşam kalitesi açısından bir tehdit haline gelecektir. Zaten var olan trafik keşmekeşi, daha da çekilmez hale gelecektir.
Uzun yıllar sürecek olan inşaat faaliyetinin neden olduğu partiküller halihazırda çok düşük olan ilçe hava kalitesini daha da düşürecek, akciğer-solunum rahatsızlıklarına neden olacak zaten az olan yeşil alanlar daha da azalacaktır. Bu anlamda proje, halk sağlığı açısından da büyük bir tehdit unsuru oluşturmaktadır.
Uzatılacak mendirek, yapılaşma, artan tekne sayısı ve otopark yapımı sonucu hava koridorlarının kapanması, ısı adalarının oluşması ile hava ve deniz kirliliği fazlasıyla artacak, denizde ekolojik denge bozulacak, musilaj ve kötü koku gibi sorunlar çoğalacaktır. Bu nedenle, Kıyı Kanunu’nun, kıyıların ve denizlerin “doğal ve kültürel özelliklerini gözeterek korunması ve toplumun yararlanmasına açık ve kamu yararına kullanılması”na yönelik amaçlarına ve ayrıca Anayasa’nın 43. Maddesi gereği herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olan ve kamu yararına kullanılması zorunlu olan kıyı tanımına açıkça aykırılık söz konusudur.
Su kıtlığının her geçen gün daha gerçek bir tehdit haline geldiği günümüzde toprak alanlarının azalması ile su döngüsünde su kaybı meydana gelecek, yağmur suları toprak ile buluşup yer altına inemeyecektir.
Dolgu alan üzerinde kurulmuş olan Kalamış Yat Limanı için planlanan ve hem karada hem de denizde yapılaşmayı genişletecek bu proje gerçekleştiğinde deprem, tsunami gibi afetler açısından da çok büyük bir tehlike oluşacaktır. Hem doldurma alan olması ve hem de Kuzey Anadolu Fay hattına sadece 15 km mesafede olması nedeniyle, yat limanı afet riski taşımaktadır. Afet bölgesi içinde yer alan yat limanı alanında afet riski de büyüktür. (Olası bir depremde tsunami riski taşıyan söz konusu bölgede Kadıköy Belediyesi’nce, tsunamiden kaçış yolları belirlenmiş ve tabelalarla bölge halkına gösterilmiş olmasına rağmen, ÇED raporuna AFAD tarafından verilen görüş “bölgenin afet bölgesi olmadığı” yönünde olmuştur.)
Yankı Odası’nın 33. bölümünde; yaklaşık 100 yıldır her alanda Fenerbahçe’ye hizmet etmiş Kadıköylü mütevazı bir ailenin en tutkulu ferdi olarak Fenerbahçe’yi anlatıyorum!
Birinci Kısım (22 Eylül 2025) -Kadıköylü ve Fenerbahçeli olmak ne demek? -2018-2025 döneminde Fenerbahçe’nin başarısızlığının sebebi nedir?
EVV3L kapsamında 2007-2025 yılları arasında yayımlanan Fenerbahçe Spor Kulübü ilgilerinin tamamına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
34. Bölüm’ün yayın tarihine/saatine ilişkin bilgiler/güncellemeler/değişiklikler için lütfen sosyal medya hesaplarımızı takip ediniz. (instagram: @evvelfanzin twitter: @calmayan)
ALİ KOÇ; Fenerbahçe Spor Kulübü’nün tarihine “EN BAŞARISIZ BAŞKAN” olarak geçti, kulübümüzün itibarını zedeledi, taraftarın ve üyelerin aidiyet duygusuyla alay etti, Fenerbahçe’yi kolay lokma zannetti!
SONUÇ: ÜZÜLEREK GİTTİ!GEÇMİŞ OLSUN!
Fenerbahçe’nin 38. Başkanı 12 bin 325 oy alan S. Sadettin Saran oldu. Fenerbahçe Spor Kulübü Olağanüstü Seçimli Genel Kurul Toplantısı 20-21 Eylül tarihlerinde Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi ve yanındaki eski Kenan Evren Lisesi arazisinde gerçekleştirildi. Üyelerin yoğun katılım sağladığı kongrenin ikinci gününde oy verme işlemi 50 sandıkta gerçekleştirildi. Olağanüstü Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nda 24 bin 732 oy kullanılırken, 24 bin 393 oy geçerli sayıldı. S. Sadettin Saran 12 bin 325 oy ile Kulübümüzün 38. Başkanı olurken, Ali Y. Koç ise 12 bin 68 oy aldı. (…)
Ali Koç’un 7 yıllık Fenerbahçe başkanlığı dün sona erdi. Son anda gelen MHP desteği de Koç’un seçimi kazanmasına yetmezken Türkiye’nin en büyük patronunun başkanlığı döneminde Fenerbahçe, tarihinin futboldaki en uzun şampiyonluk hasretini yaşadı.
20 yıllık Aziz Yıldırım döneminin yıpranmışlığının verdiği avantajı da kullanıp kulübün “efsane başkanı” olan isme neredeyse 12 bin oy fark atarak 16 bin oyla başkan seçildi.
Taraftarından futbol kamuoyuna çok büyük destek görerek kulüp başkanlığı koltuğuna oturdu.
Beklenti Türkiye’nin en büyük patronunun Fenerbahçe gibi büyük bir kulübün başına geçişinin değil Türkiye ligi, Avrupa kupalarıyla sonuçlanmasıydı.
“Sınırsız para” ve “vizyon” ekiyle Fenerbahçe uçuşa geçecekti.
Sadece bu da değil, böylesi bir patronun futbola dahil olmasıyla birlikte Türkiye’nin bu alandaki “bahtsızlığı” da sonlanacaktı. Yani Koç ailesi sayesinde Türkiye’de futbol şahlanacak, bundan sadece Fenerbahçe değil, ezeli rakipleri olarak tarif edilen Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor da yararlanacaktı.
Ancak sonuç pek de öyle olmadı. Koç’un “büyük parası” ve “vizyonu” hiçbir sonuç vermedi.
Amatör branşlarda birçok kupa ve şampiyonluk yaşanan bu dönemde beklentinin merkezinde yer alan futbolda istenen sonuçlar bir türlü gelmeyince Koç’un dönemi koca bir başarısızlık etiketiyle damgalandı.
Bu konuda, yani başarısızlık kısmında öne çıkan bazı başlıklar oldu.
Bunlardan belki de en kritiği “Ben başkan olduğum sürece bizi şampiyon yapmayacaklar” sözü oldu. Koç’un iktidarla gerilimi olarak okunan bu sözün arkası ne kadar doğruydu hep tartışmalı oldu. Zira ailesi, ülke tarihinde en çok bu dönemde büyüme rekorları kırmış, AKP döneminde servetini her alanda katlamış, Türkiye’nin birçok kamu kurumunu özelleştirme adı altında bünyesine katmıştı.
Koç’un kendisi de iktidarla kavgası yüzünden bunların yaşandığı yönündeki iddiaları hızlıca tekzip etmiş, Erdoğan ve AKP ile bir sorunu olmadığını defalarca Saray ziyaretleri yaparak ortaya koymuştu. Bunun yanı sıra Erdoğan’a çok yakın olan bir ismi, Acun Ilıcalı’yı yönetime alarak bu konudaki algıyı da kırmayı denemişti. Ancak sonuç yine istediği gibi olmayacaktı.
Seçimlere giderken sık sık genel merkezine uğradığı ve “gönül bağı” olduğunu söylediği Cumhur İttifakı’nın parçası MHP’nin açık desteğini aldı ama o da işe yaramadı.
Göreve gelirken büyük desteğini aldığı taraftarın önemli bir bölümü, Koç’un gidişi için uzun süre tribünlerde protestolarda bulundu. Başkanlığa geldiğinde protesto edildiği an gideceğini söylemesine rağmen koltuk büyüsü ve patron kibri taraftarın sesini duymasını hep engelledi.
Muhtemelen elinde bulundurduğu gücü düşündü ve seçimi kaybedeceğine de pek inanmadı.
Daha büyük bir patron yoktu ve Fenerbahçe için ondan daha iyisi mümkün değildi ona göre, sonuç hiç de beklediği gibi olmadı.
Aziz Yıldırım’da olduğu gibi kongre günü tribünler tarafından yuhalandı ve öyle uğurlandı.
7 yılda futbolda sıfır şampiyonlukla Ali Koç dönemi kapandı.
Şok başlangıç ve devamı: 12 teknik direktör, 116 futbolcu transferi
Kulübün başına geçer geçmez “vizyon” hatırlatması yapıp takımın efsane isimlerinden Aykut Kocaman’ın teknik direktörlüğüne son verdi.
Sonrasında 12 kez değiştireceği ilk teknik direktör seçimini yaptı, Hollandalı Cocu takımın başına geçti.
Koç’un bu büyük beklentilere konu olan ilk döneminde takım ligin 15. haftasını düşme hattında geçirdi, 18 takımlı ligde 17. olarak taraftarlarını şoke etti. Son haftalarda gelen galibiyetlerle bu hattın dışına, yukarılara çıkan Fenerbahçe, kesin şampiyonluk beklenen ilk yılda büyük hüsran yaşadı.
İlk yılda olurdu böyle kazalar denilip sineye çekildi ama gerisi de benzer şekilde geldi.
Teknik direktör üstüne teknik direktör değişti, tam 116 futbolcu transfer etti ama olmadı.
Kulüp bir türlü şampiyonluk kupasına ulaşamadı.
Kulübün tarihi rekorları sonlandı
Takımın Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor gibi ezeli rakiplere karşı yıllar süren içerdeki galibiyet serilerinin hepsi bu dönemde sonlandı.
Galatasaray’ın 21, Beşiktaş’ın 15, Trabzonspor’un 23 yıllık Kadıköy’deki galibiyet hasretleri bu dönemde sona erdi.
Kulüp aynı zamanda tarihinin en uzun şampiyonluk hasretini de yine Ali Koç başkanlığında yaşadı.
Ligden çekilme adımı ve tepki çeken vedalar
Hakemlerin ve federasyonun kulübün hakkını yediği gerekçesiyle binlerce kişiyi stadyumda topladı, bu konuda atacağı adımlara taraftardan tam destek gelmesine rağmen bu yönde bir karar almadı.
Taraftar “yapı” tarifine karşı güçlü bir adım beklerken tercihi devamdan yana oldu.
Süper Kupa maçında takımı U-19’la sahaya çıkarıp 1. dakika sonrası sahadan çekti ancak bu adım kulüpten aldığı destek kadar tepki de gördü.
Tüm bunların yanında kulübün bu dönemde efsane isimleriyle vedaları da hep tepki çekti.
Aykut Kocaman’ın dışında Volkan Demirel’e plastik sandalyelerle yaptırılan basın toplantısı, Dzeko ve Tadic’in mutfak tüpü görüntüsüyle takımdan ayrılması taraftarların tepkisini çekti.
Megafon, tribünden atlama ve son…
Ülkenin en zengin ailesinin en öne çıkan ismi, 7 yılın ardından futbol takımının şampiyonluk ve rekorlarıyla değil, elindeki megafonla yaptığı açıklama, Göztepe maçında saha içinde itilerek düşürülmesi, Kadıköy’de tribünden atlayıp yaşadığı tartışmalarla daha çok hatırlanacak gibi görünüyor.
Son düzlükte yaptığı Saray ziyaretleri, MHP’nin açık desteği ve cebindeki büyük paralar Koç’un 7 yılın ardından bir kez daha kulüp başkanı olmasına yetmedi.
Taraftarlar ve kongre üyelerinin çoğunluğu 7 yılın ardından Kadıköy’de protestolar eşliğinde Ali Koç dönemine son verdi.
Ali Koç ile şürekasının kulübümüzde yıllardır sürdürdüğü sömürü ve kan emicilik düzenini, Fenerbahçe’nin tarihsel kimliğine, varoluş biçimine ve gerçek taraftarına uyguladığı haksızlıkları, ezberci ve ahmakça yöntemlerle öne sürülen endüstrileşme girişimlerini, kent suçlarını, rant işbirliklerini, holdingci beyaz yaka/yalaka/yardakçı taifesini, siyasi aygıtlar ile hegemonik ve küreselci güçlerle bağlarını, 7 yıllık acınası başarısızlıklarını, bizatihi Ali Koç’un gerçekleştirdiği tüm o egosantrik konuşmaları, o ahlâksız hâlleri falan kesinkes, bıçak gibi kabul etmiyorum, sonsuza kadar reddediyorum. 21 Eylül 2025 tarihindeki olağanüstü kongrede de Ali Koç’un aleyhine oy kullanacağım! (Oyumu -mecburen- Sadettin Saran’a vereceğim!)
Şahsi olarak, Fenerbahçe’ye (mevcut yönetim ve zihniyet değişmediği -yani bu ahval ve şerait devam ettiği sürece) hakkımı helâl etmiyorum. Ayrıca, çok da üzgünüm… Fenerbahçe Spor Kulübü’nün içini boşaltarak ve gerçek Fenerbahçelileri kulüpten uzaklaştırarak/soğutarak Fenerbahçe odağında yaratılan Koç Holding iştiraki algısından nefret ediyorum! Evet, Ali Koç’un çevresindeki tüm maaşgan/komisyoncu yardakçılarına ve yandaşlarına da çok öfkeliyim! Beni böylesi bir açıklamayı yapmak zorunda bıraktılar!
Öfkeliyim çünkü: Yaklaşık 100 yıldır Fenerbahçe’ye her alanda hizmet eden Kadıköylü mütevâzı bir ailenin yaşayan en tutkulu ferdinin (bendenizin) aidiyet duygusunu yok ettiler neredeyse!
Ali Koç’un tahakkümündeki Fenerbahçe Spor Kulübü’nü kalbime gömdüm! Yaşasın hürriyet, yaşasın gerçek Fenerbahçe!
Fenerbahçe, tepkilerin odağındaki Chobani firmasıyla forma reklamı stadyum isim sponsorluğu anlaşması imzalamasına tepki gösteren Veryansın Tv Genel Yayın Yönetmeni Erdem Atay’ın kongre üyeliğini askıya aldı.(…)
Ali Koç ve şürekasından -çok önce ve çok daha fazla- Fenerbahçe’ye başarı ve aidiyet sağlamış bir ailenin evladıyım. 26 Nisan 2025’te Faruk Ilgaz tesislerinin önünde “Ali Koç İstifa!” diye bağırdım. En önce santrfor Yaşar Yalçınpınar’ın (üye no: 582) emeği ve şanlı Fenerbahçe Tarihi adına! Konu bu kadar net benim için! Tüm gerçek Fenerbahçeli’lere selam olsun! Kulübünüze (ve haysiyetinize) sahip çıkın! Kalbinizin sesini dinleyin! Yüksek Divan Kurulu’na (eski adıyla Haysiyet (!) Kurulu‘na) sesleniyorum: HAYSİYETİNİZE SAHİP ÇIKIN! Ali Koç’un kemiksi ikramlarıyla ve rant unsurlarıyla kandırılacağınıza gerçek Fenerbahçeli nasıl olunurmuş, kimmiş öğrenin, araştırın! (Zafer Yalçınpınar)
Koleksiyonumdan bazı eserleri (kitapları, belgeleri, efemeraları ve objeleri) “kıymet bilen” veya “kıymet veren” insanlara -yani, yeni koruyucularına- devretmeyi amaçlıyorum. Hepsi bu…—Zafer Yalçınpınar
Fenerbahçe Spor Kulübü’nün efsanevi formasını hakkıyla taşımış futbolculara dair en ilginç tarihsel yazılar, efemeralar, buluntular ve araştırmalar Fenerbahçe Tarihi adlı web sitesinde yer alıyor…
Büyükamcam Yaşar Yalçınpınar‘ın (d. 1914- ö. 1998) forma giydiği maçları, skorları, attığı golleri, maçlara dair gazete kupürlerini, yorumları ve özellikle de Galatasaray’a karşı oynadığı maçlardaki başarılarını içeren kapsamlı bir inceleme yazısı yayımlandı. Futbol tarihimiz -ve aslında, FB-GS ezelî mücadelesi- için önem taşıyan 22 Mayıs 2020 tarihli bu incelemenin tam metnini aşağıdaki bağlantıdan okuyabilirsiniz:
(…) 6 Haziran 1937 tarihinde Fenerbahçe Spor Kulübü, Kadıköy’de 29. kuruluş yıldönümünü kutluyordu. Sporcuların resmî geçidinden sonra, ilk olarak Fenerbahçe-Güneş tekaütleri maçı oynandı, sonra da Fenerbahçe birinci takımı Rapid Wien ile karşılaştı… Aynı saatlerde İstanbul’un Avrupa yakasında Taksim Stadı’nda ise Ankaragücü, Galatasaray ile maç yapıyordu. Yaşar Yalçınpınar’ın hat-trick yaptığı bu müsabaka için mikrofonlarımız Akşam gazetesinde…
Bu hafta millî kümenin yegane maçı olan Galatasaray-Ankaragücü karşılaşması dün iki-üç bin seyirci önünde Taksim Stadı’nda oynandı.
Galatasaray takımı şöyle idi: Sacid, Reşat, Lütfi, Ekrem, Hayrullah, Suavi, Necdet, Eşfak, Süleyman, Haşim, Bülent
Ankaragücü de en kuvvetli şeklini muhafaza ediyordu.
Dördüncü dakikada Ankaragücü sol açığı Hamdi’nin şandellediği topu karşılamak üzere çıkan Sacid, Galatasaray kalesini boş bıraktı ve top Güc’ün en tehlikeli muhacimi Yaşar’a geçince Lütfi de boş kaleye geçti. Yaşar topu kaleye gönderdi ve Lütfi eliyle tutmak mecburiyetinde kaldı. Bu suretle penaltıdan Ankaragücü ilk dakikalarda birinci golünü (Şükrü) yaptı.
Bu devrede maç hemen hemen mütevazin oldu, fakat Galatasaray muhacimleri hayli beceriksizlikler yaparak mühim fırsatlar kaçırdılar. O kadar ki kırk dördüncü dakikada Ankaragücü aleyhine verilen penaltıyı bile gole çeviremediler. Devre 1-0 Ankaralılar lehine bitti.
İkinci devre başında Güçlüler, Galatasaray’ın üstünlüğünü bertaraf etmeye muvaffak oldular. Galatasaray kalesinin üst üste tehlikeli ziyaretlerine maruz kaldığı görülüyordu. Nitekim Yaşar 17. ve 18. dakikalarda birbiri arkasına iki gol çıkararak takımını 3-0 galip vaziyete çıkardı.
Galatasaraylıların artık muhakkak bir mağlubiyeti kabul edecekleri tahmin edilirken sarı kırmızılılar yeniden hücuma geçtiler ve 20. ve 21. dakikalarda iki gol çıkardılar.
Maç en heyecanlı safhasına girmişti. Galatasaraylılar bir gol daha çıkararak beraberliği kurtarmak için çabalıyorlardı. Muhakkak bir galibiyeti tehlikeye düşüren Güçlüler de yeniden bir sayı çıkarmak için uğraşıyorlardı. Güçlüler bu mücadeleden galip çıktılar. Yaşar, 31. dakikada bir gol daha atarak kati şeklini verdi ve Güçlüler sahadan 4-2 Galip çıktılar. (…)
(…) Altıncı dakikada Ali Rıza topu uzaktan Galatasaray kalesine doğru ortaladı. Lütfi kale önüne düşen topu güzel bir degajmanla uzaklaştırdı. Top santraya doğru ilerlemiş olan Yaşar’ın önüne düştü. Yaşar’ın da Galatasaray kalesine kadar inen uzun bir şandelini görüyoruz. Osman kaleden çıkarak bu şandeli yumrukla uzaklaştırdı. Akını gayet iyi bir şekilde takip eden Mehmet Reşat topu havadan kalenin önüne doğru vurdu. Santrfor Yaşar yakaladığı topu yerden Galatasaray kalesine gönderdi. Lütfi ile Osman aynı zamanda plonjon yaptılar. Lütfi’nin hareketi kaleciyi şaşırttığı için Osman topu tutamadı. Yaşar’ın ikinci bir sol şutu yerden ağları buldu. (…)
“OPTA verilerine göre,Kerem Aktürkoğlu, Şampiyonlar Ligi tarihinde (ön elemeler ve grup aşaması) yabancı bir takımın formasıyla bir Türk takımına gol atan ilk Türk oyuncu oldu.”
Fenerbahçe-Beşiktaş maçına giden gerçek Fenerbahçeli’lerin üzülmesine hiç gerek yok… Ama tabiî, bugün (4 Mayıs 2025) çoğunluğu statta bulunan, bir şampiyonluğun daha kaybedilişine tanıklık eden ve Haziran 2024 kongresinde Ali Koç’a oy veren 16.900 küsur stajyer Koç Spor’lu derinden üzülerek hakikati görmeli artık…
Olan biten şey şu: Ali Koç’un ve taifesinin hayalindeki ‘endüstriyel futbol hamlesi’ bugün bir şampiyonluk daha kaybetti. Defalarca dile getirdiğimiz “çürük kaya” teorisine bir çentik daha atıldı… Bütün hikâye budur!
Üzülmeyin, yakında Fenerbahçe efsanesinin ruhu Koç Spor’dan kurtulacak ve yeniden -küllerinden- doğacak! Kimse kusura bakmasın: Ali Koç ve taifesinin başarısızlığı yıllardır zirveden zirveye koşuyor: Mevcut rezalet “Ağrı Dağı” gibi apaçık ortada… Delfi kâhini olmaya gerek yok.
Sosyalistler ve devrimciler tarihe işçi sınıfı gözüyle bakar ve ona göre olguları ve olayları yorumlar. Futbol taraftarlığı ise genelde çocukluk anılarıyla şekillenir. Ben Fenerbahçeli anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya geldim. Benim çocukluğumda futbol maçları devlet kanalı Trt’de ücretsiz yayınlanırdı. Dolayısıyla maç zamanları yoksul veya zengin herkesin evinde aynı kanal açık olurdu. Babamın futbol merakı nedeniyle ve çoğunlukla Fenerbahçe maçları izlenince sarı lacivert renklere bağlanmam da çok zor olmadı. Dayım Galatasaray taraftarıydı. Türlü hediyeler ve telkinlerle beni Galatasaray taraftarı yapmaya çalışdıysa da başarılı olamadı. Özellikle 1988-89 sezonunda Veselinoviç liderliğinde elde ettiğimiz şampiyonluk benim Fenerbahçeliliğimi de perçinleyen olay olmuştur. Çocuklar onları sevindiren, mutlu eden şeylerin peşinden giderler, onlara sarılırlar. Bu gözle günümüze baktığımızda Fenerbahçeli çocukların azalmasını anormal karşılamamak gerekir.
90’lı yıllarda hayatımıza şifreli ve ücretli TV kanalları girdi ve maçları izlemek için para ödemek zorunda kaldık. İşçi baba ve oğlu olarak tabi ki yayıncı kuruluşa para vermek yerine kahvehanelerde maçları izlemeye başladık. Hatta komşumuzun yardımıyla bir dönem bilgisayar üzerinden maçları kaçak izlemeyi de başarmıştık. Gel zaman git zaman Fenerbahçe başarılı da olsa, yenilse de onu desteklemeye devam ettim. Taraftar olmuştuk bir kere. Futbola ilgimin azaldığı dönemler çok oldu bunca yıl içinde. Ama hiçbir dönem şu an içinde yaşadığımız dönem kadar kendimi futbola uzak hissetmedim. Bu sezona kadar bir şekilde heyecan yaratmış olan Fenerbahçe özellikle 2025 yılının Temmuz ayını bitirdiğimiz an itibariyle bende hiç bir heyecan yaratamadı. Transferlerin yetersizliğinden bağımsız, geçtiğimiz günlerde toplanan Divan Kurulu’ndaki ayrışmış görüntü kalan az heyecanın da üzerine son toprağı serpti. Ve bugün izlediğimiz sponsorluk anlaşması imza töreni.
Fenerbahçe de diğer büyük kulüpler gibi kapitalizm koşulları altında şirketleşmiş, futbolun ruhunu öldüren para çarkının içine düşmüş bir kulüp. Bu nedenle hayatta kalabilmesi ve UEFA’nın katı mali kurallarına direnebilmesi için sponsorluk anlaşmaları yapmak zorunda. Ama bu seferki bana daha farklı geldi. Belki de yılların başarısızlığı nedeniyle oluşan psikolojik bunalımın da etkisi olabilir. Türkiye’de henüz hiçbir yatırımı olmayan ABD menşeeli bir şirket, Fenerbahçe stadının isim ve Avrupa maçlarında forma göğüs sponsoru oluyordu. Üstelik Türk futbol tarihinin en büyük sponsorluk anlaşması ile. İmza töreninde firmanın CEO’su bu imzanın kendi markası için Türkiye’ye çeşitli sektörlerde girişi için bir öncülük taşıdığını belirtiyordu. Cumhurbaşkanı’nı öven sözlerle devam eden konuşmasından bir gün önce de soluğu Cumhurbaşkanı’nın yanında almıştı. Zeki olan ve biraz sorgulayıcı bakabilen herkes bunun sadece bir sponsorluk anlaşması olmadığını anlayacaktır.
Çocukluğumun işçi, emekçi ruhu geçtiğimiz 30 yılda sürekli törpülenirken, Fenerbahçe’nin bunca transfer, teknik adam değişikliği, mali anlaşmalar, hisse satışlarına ragmen başarısız bir 10 yıl geçirmesi ruhumu karartıyordu. Fenerbahçe’nin sahibi her zaman taraftar olmuştur. Ne kongre ne de başkanlık koltuğu Fenerbahçe’yi temsil için yeterli değildir. Mesut Yılmaz döneminde hükümeti değiştiren, İnönü stadında deplasman yasağını yıkan, 3 Temmuz’da “klima satın onu alalım” diyen bir taraftar bu. Başkanlar, yönetim kurulları, sponsorlar gider taraftar kalır. Güneşli günleri de taraftarlar getirecektir. Ancak doğrusunu söylemek gerekirse bu Fenerbahçe’ye sabretmek çok zor. Taraftarın sabrıyla oynayan, karşılığını elbet bir gün alacaktır.
Gerçek Fenerbahçe’liler olarak gittik noterden beyanımızı verdik. Mesajımız net: Ali Koç’a güvenmiyoruz, inanmıyoruz! Ali Koç ile rantçı şürekasını kulübümüzde istemiyoruz.
Fenerbahçe Spor Kulübü‘nün kongre üyesiysen imza kampanyası sürecini tamamlayıp Fenerbahçe’yi başarısız Ali Koç ve başarısız şürekasının işgalinden kurtarabilirsin!
“Genişleterek” özelleştirilen Kalamış Yat Limanı’nı 40 yıl daha Koç Holding’in işletmesine izin verilmiş ama bunun için gerekli Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci tamamlanmamıştı.
Limanın yat bağlama kapasitesi artıracak, Kadıköy halkına ait parklar ve kıyı alanlarına çitler çekecek, içine yeni turistik tesisler, oteller yapacak projenin ÇED toplantısı bugün Kadıköy’de bulunan Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri’nde yapılmak istendi. Ancak toplantı yurttaşların tepkisi üzerine yapılamadı.
Tesis önünde yapılan açıklamada ilk sözü mahalleli adına özelleştirme ihalesine iptal davasını açan avukat Onur Cingil aldı. Resmi prosedürün özelleştirmeden sonra tamamlanmak istendiğinin altını çizen Cingil, “Önce ÇED raporu sonra ihale olacakken, önce ihale yapıldı sonra ÇED raporu alınıyor. Tam bir Türkiye klasiği. Neden böyle? Çünkü her şey ısmarlama ilerleyecek. Kimse pişmiş aşa güya su katmayacak. Biz bunları yer miyiz, tabii ki yemeyiz. Dostlar alışverişte görsün diye ÇED süreci işletiliyor” dedi.
‘Bu toplantı halkı bilgilendirmeme toplantısıdır’
Toplantının Fenerbahçe Spor Kulübü’nün sosyal tesislerinde yapılmasına da tepki gösteren Cingil, “Adam hem şirketin başında hem de takımın başında. Toplantı takımın tesislerinde. Düğün salonu sahibi düğününü kendi düğün salonunda yapıyor. Ne güzel dünya yahu” ifadelerini kullandı.
Projeyi “çevre felaketi” olarak tanımlayan Cingil, ÇED raporunda yer alan detayları aktararak, “Kurbağalıdere’ye kadar uzanacak devasa bir mendirek var. Atatürk Parkı’ndan denize bakan biri artık sadece sıra sıra tekneleri görecek. Dip tarama işlemi yapılacak, pis su marinaya dolacak, 2 bin metrekare dolgu alan denize yapılacak. Deniz betonla kaplanacak. 32 ay sürecek inşaat boyunca da sonrasında da Kalamış’ı bekleyen tam bir çevre yıkımıdır. Bu toplantı halkı bilgilendirme değil, halkı bilgilendirmeme toplantısıdır” diye konuştu.
‘Mücadele ettikçe kazanacağız’
Mahalle muhtarı Çağla Göksu projenin yalnızca marina değil, bütün sahil şeridinde betonlaşmayı tetikleyeceğini vurgulayarak, “Bu proje Kadıköy’den Maltepe’ye, Pendik’e kadar sahili betonlaştıracak. Hep birlikte çoğalarak direnmeliyiz” dedi.
Türkiye Komünist Partisi Kadıköy İlçe Örgütü adına konuşan Fulya Girginer, Kalamış’ı patronlara teslim etmeyeceklerinin altını çizerek “Halk, para kazanmak isteyenlerin umurunda değil. Denizimizin kirlenmesi, alanımızın yok olması, parksız kalmak sadece bizi ilgilendiriyor. Bunun için ancak biz varız. Birlikteyiz, yan yanayız. Biz mücadele ettikçe kazanacağız. Ne iktidar ne sermaye sahipleri bize hiçbir şey vermeyecek, yanımızda olmayacak. Bizimle olmayacaklar. İyi ki varsınız. İyi ki hepimizin omuzları birbirine değiyor” ifadelerini kullandı.
Toplantının yapılamaması sonrası Kadıköylüler ve çevre örgütleri, Kalamış Marina projesinin iptali için hukuki mücadeleye devam edeceklerini açıkladı.
Kalamış Marina ÇED toplantısı, arbede çıkınca yapılamadı… Kadıköylüler: “Kıyılar halkındır, sermaye elini çeksin” (Anka Haber Ajansı, 19/8/2025)
İstanbul Kadıköy’de Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri’nde yapılmak istenen Kalamış Marina Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısı, yurttaşların ve çevre örgütlerinin tepkisi üzerine çıkan arbede nedeniyle yapılamadı. Yurttaşlar, marinanın genişletilmesine yönelik projeyi “ranta açılmış bir saldırı” olarak nitelendirerek, “Kıyılar halkındır, sermaye elini İstanbul’dan çek” çağrısı yaptı.
İstanbul Kadıköy’de Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri’nde yapılmak istenen Kalamış Marina ÇED toplantısı, yurttaşların ve çevre örgütlerinin tepkisiyle arbede çıkınca gerçekleştirilemedi. Sonrasında yapılan açıklamada konuşan avukat Onur Cingil, sürecin başından itibaren usulsüzlükler zinciriyle ilerlediğini belirterek, “Önce güzelim Kalamış sahilini ihaleye çıkardılar. İlk kazanan firmayı bypass edip ihaleyi koç görünümlü ‘kuzu’ya verdiler. Tüm bunları ÇED raporu almadan yaptılar. Şimdi de dostlar alışverişte görsün diye ÇED süreci işletiliyor” dedi.
Toplantının Fenerbahçe Spor Kulübü’nün sosyal tesislerinde yapılmasına da tepki gösteren Cingil, “Adam hem şirketin başında hem de takımın başında. Toplantı takımın tesislerinde. Düğün salonu sahibi düğününü kendi düğün salonunda yapıyor. Ne güzel dünya yahu!” ifadelerini kullandı.
Projeyi “çevre felaketi” olarak tanımlayan Cingil, ÇED raporunda yer alan detayları aktararak, “Kurbağalıdere’ye kadar uzanacak devasa bir mendirek var. Atatürk Parkı’ndan denize bakan biri artık sadece sıra sıra tekneleri görecek. Dip tarama işlemi yapılacak, pis su marinaya dolacak, 2.000 metrekare dolgu alan denize yapılacak. Deniz betonla kaplanacak. 32 ay sürecek inşaat boyunca da sonrasında da Kalamış’ı bekleyen tam bir çevre yıkımıdır. Bu toplantı halkı bilgilendirme değil, halkı bilgilendirmeme toplantısıdır” dedi.
CHP Kadıköy İlçe Başkanı Narin: “490 bin kişi için denizle bağ kesiliyor”
CHP Kadıköy İlçe Başkanı Ali Narin ise marina kapasitesinin artırılmasının Kadıköylüler için hiçbir faydası olmadığını vurgulayarak, “Buradaki yat sayısını 2 binlerin üzerine çıkardığınızda 10 bin kişi mutlu olabilir ama Kadıköy’de 500 bin insan yaşıyor. 490 bin kişinin denizle bağı koparılıyor. Galataport örneği önümüzde, ticari alanlardan başka hiçbir şey yok. Kent ölüyor, İstanbul ölüyor ama derdiniz hâlâ marina yapmak” diye konuştu.
TİP’li Aydın: “Marmara hasta bir çocuk, yeni müsilaj tehlikesi var”
Türkiye İşçi Partisi’nden çevre mühendisi Çağla Aydın da projenin “ultra zenginlerin ihtiyacına yönelik” olduğunu belirterek, “Bu şehrin büyük limanlara ihtiyacı yok. Daha çok parka, daha çok deprem alanına ihtiyacımız var. Marmara Denizi hasta bir çocuk. Dip tarama çamurlarının nereye atılacağı bile muamma. Yeni müsilaj tehlikesiyle karşı karşıya kalmamız mümkün. Parklar halkındır ve böyle kalmalıdır” ifadelerini kullandı.
Mahalle Muhtarı Çağla Göksu ise projenin yalnızca marina değil, bütün sahil şeridinde betonlaşmayı tetikleyeceğini vurgulayarak, “Bu proje Kadıköy’den Maltepe’ye, Pendik’e kadar sahili betonlaştıracak. Hep birlikte çoğalarak direnmeliyiz. Bu savaşta yanımızda olun, çünkü başka türlü kazanamayız” dedi.
Toplantının yapılamaması sonrası Kadıköylüler ve çevre örgütleri, Kalamış Marina projesinin iptali için hukuki mücadeleye devam edeceklerini açıkladı.
Kadıköylüler, Danıştay’ın Kalamış Yat Limanı ihalesinin iptali talebini reddetmesine karşı eylem yaptı. Açıklamada, “Kalamış’ı peşkeş çektirmeyeceğiz, kıyıyı halka kapattırmayacağız” denildi.
Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı’nın 40 yıllığına “genişletilerek” Koç Holding’e devredilmesine karşı çıkan Kadıköylü yurttaşlar, Danıştay’ın iptal talebini reddetmesi üzerine Setur Marina önünde bir araya geldi. Basın açıklamasını, Fenerbahçe Kalamış Dayanışması adına Avukat Onur Cingil okudu. İhalenin Koç Holding’e verilmesinin yalnızca bir sonuç olduğuna değinen Cingil, “Süreç ise, ağızlara sunulan baklavalar, Cumhur İttifakı’na yapılan ziyaretler, İlim Yayma Cemiyeti iftarları belli ki bu sonucu hazırlamıştır” dedi.
Geçtiğimiz yılın Ağustos ayından bu yana hukuki mücadeleyi sürdürdüklerini belirten Cingil, “Burada kamu yararı yoktur, talan vardır, insana doğaya karşı bir savaş vardır. Burada kamu menfaati yoktur, burada doğanın değil doların yeşili vardır. Burada bir marinaya ihtiyaç yoktur, İstanbul’da zaten 7 tane marina vardır. Sanki bu sefalette her birimizin teknesi var da yer mi bulamıyoruz, bunu anlamak güçtür. Tüm kıyıyı halka kapatacaklar, Galataport’tan da beter olacak dedik” ifadelerini kullandı. (…)
KALAMIŞ’I ÇÖKÜŞE TESLİM ETMEYECEĞİZ!(sol.org.tr, 28 Nisan 2025)
Kalamış’taki marinanın genişletilmesine karşı mücadele eden Fenerbahçe Kalamış Dayanışması’nın düzenlediği panelde özelleştirme süreçlerinin birbiriyle bağlantısına dikkat çekildi. Kalamış’ın bir mahalle olduğu vurgulanırken “Kalamış’ı çöküşe teslim etmeyeceğiz” denildi.
İstanbul’un Kadıköy ilçesinde yer alan Kalamış Yat Limanı aslında Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nin yani kamunun mülkiyetindeyken yapılan özelleştirme ihalesiyle 40 yıl süre ile “işletme hakkının verilmesi” yöntemiyle özelleştirildi.
İhaleyi en yüksek teklifi veren Vahit Karaaslan kazandı. Ancak kendisi yasal süre içinde ihaleden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getiremediği için en yüksek ikinci teklifi veren Koç Holding bünyesindeki Tek-Art şirketi ihaleyi aldı.
Proje hayata geçirildiğinde; mevcut durumda denizde 1.288 olan yat bağlama kapasitesi yaklaşık yüzde 50 oranında artırılarak 1.900’lere, 350 araçlık otopark kapasitesi 2 bin araçlık bir otoparka çıkarılabilecek. Karadaysa 4 bin 500 metrekarelik açık kapalı ticari alan ile turizm alanı toplamı 14 bin metrekareye çıkarılarak 3 katı büyütülebilecek.
Kalamış’taki marinanın genişletilmesine ilişkin projenin iptali için mücadele eden Fenerbahçe Kalamış Dayanışması, projenin getireceği sorunlara dikkat çekmek amacıyla bir panel düzenledi.
Dayanışmanın avukatı Onur Cingil’in moderatör olduğu panele Şehir Plancısı Prof. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu, arkeolog Dr. Gülbahar Baran Çelik, eski Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, eski Kadıköy Mimarlar Odası Başkanı Arif Atılgan konuşmacı olarak katıldılar.
Fenerbahçe Kalamış Dayanışması adına açılış konuşması yapan Alev Ataç 2011 yılından itibaren sürecin gelişimini özetledi. Dayanışmanın tüm canlıların haklarını korumak için mücadele ettiğini vurgulayan Ataç özelleştirmeci, neoliberal sistemin bu hakları bir bir aldığını söyleyerek şöyle devam etti:
“Bütün bu özelleştirme süreçleriyle ülkenin içine düşürülmüş olduğu borç ve faiz sarmalında ekonomik sistem çökmüş, halkın çok büyük bir kısmı yoksullaştırılmıştır. Kentlerimiz sağlıksız, insanların izole edildiği mutsuz kentler haline dönüştürülmüştür. Tüm bu çöküşler birbiriyle ilintilidir aslında, sistemiktir. Giderek daha büyüyen çöküşler zincirine dönüşmüştür. Bu etkinliğimizde Kalamış’ı neden bu çöküşe teslim etmememiz gerektiğini konuşmak; Kalamış’ın Kadıköy’ün merkezinde yaşlısı, genci, çalışanı, emeklisi, esnafı, öğrencisi, kedisi, köpeği, kuşu, kirpisi, ağaçlarıyla ve daha ayamadığımız birçok sakini ile yaşayan ve tarihi-kültürel değerlerini yaşatan bir mahalle olduğunu hatırlatmak, bunun argümanlarını değerli uzmanlarımızın söylemleri ile güçlendirmek istiyoruz.”
Daha sonra söz alan Onur Cingil, bu panelde sunulacak görüşlerin 6 Mayıs’ta görülecek olan davada Danıştay’a sunulacak olan teknik raporun detayını oluşturacağını ifade etti.
‘Proje anayasaya aykırı’
İlk sözü alan şehir plancısı Prof. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu, kıyı kullanım hakkı gereğince projenin iptal olması gerektiğini vurguladı:
“Anayasa 43. Maddede kıyı şöyle tanımlanır: Herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olan ve kamu yararına uygun kullanılması gereken bir alandır diyor. Bence bu tek cümle verilen bu mücadelenin anlamını ve değerini çok açık bir şekilde ortaya koyuyor. Projede bir rejans var, kamusal kullanım dışı kıyı alanlarını gösteriyor. Bu anayasaya aykırı. Böyle bir maddeye dayanarak bu projenin iptal olması gerektiğini söyleyebiliriz.”
Arkeolog Dr. Gülbahar Baran Çelik, Kalamış ve çevresinde yeterli çalışma yapılabildiği durumda değerli buluntulara rastlanacağını anlattı:
“Arkeoloji sadece güzel malzeme bulmak ve o buluntuyu keşfetmek gibi algılanıyor, bu yanlış bir algı. Biz bu işi sadece bilim adamlarına malzeme hazırlamak için yapmıyoruz. Bu iş aynı zamanda insanların tümünün bulundukları bölge, ülke, şehir, dünyayla ilgili geçmişe dayalı görüşlerinin geleceğe vereceği birikime de katkısı için yapıyoruz. Dolayısıyla burada aslında sizinle Kalamış’taki tarihsel verileri paylaşmak benim için de çok önemli.”
Eski Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu’nun konuşmasının vurgusu mücadeleye yerel yönetimlerin katkısı üzerine oldu:
“1984’te ilçe belediyesi kuruluyor. O dönem belediye başkanı bakanlıkla bir anlaşma yaparak burada bir marina yapıyorlar. Daha sonraki süreçlerde bu marina Milli Emlak’a geçiyor ve Özelleştirme İdaresi 2011’de buraya bir plan yapıyor. Planla beraber bu marinanın büyütülmesi gündeme geliyor. 2014’te biz yönetime geldiğimiz zaman buranın ihalesi yapılmış bir durumdaydı. İhaleyi alan Koç firması ve diğer firmalar ile karşı karşıya geldik. ‘Ne yapabiliriz’ sorusunu kendimize sorduk. Çünkü bu marinanın büyütülmesi ile oldukça geniş bir alan imara açılıyor. Biz öncelikle basın bildirisi, burada yapılan toplantılar ve elimizdeki bütün teknik bilgileri vatandaşlarımızla paylaştık. O dönemdeki Kent Konseyi, meslek örgütleri bu sürece katılıyor. Oldukça geniş bir mücadele alanı oluşuyor. Yaklaşık 200 bin imza toplanıyor ve dava süreçleri ile beraber plan iptal ediliyor. Yerelde yaşayan insanlarla beraber yerel yönetimin birlikte hareket etmesiyle, birinci firma ve diğerleri ihaleden çekiliyor ve bu süreç kapanıyor.
Bu marinanın büyütülmeyeceği konusunda emin bir duruma geçmişken, biz yönetimden ayrıldıktan sonraki süreçte bu iş yeniden gündeme getiriliyor. Peki ne oluyor da biz sürekli bu alanları kaybediyoruz? Bu kadar önemli bir yerde bu marinayı iki misli büyütme cesaretini birileri gösteriyor da biz Kadıköy’de yaşayan 500 bin insan -koca bir belediyemiz var, Büyükşehir belediyemiz var- bunca siyasi parti, aktivist, politikacılar olan bir yerde biz bunu engelleyemiyoruz? Bence soruyu bu şekilde sormak lazım. Bu işin siyasal ayağında sorun var. Bir ilçe belediyesi ve büyükşehir belediyesinin istemediği hiçbir proje gerçekleşemez. Yerel yönetimlere verilen yetkiler vatandaşlarla birlikte kullanılırsa büyük bir güç oluşturur. Bu siyasal gücün yeniden aktif hale getirilmesi gerekiyor.”
Eski Kadıköy Mimarlar Odası başkanı Arif Atılgan Kalamış’ın tarihi dokusunun değerini vurgulayan bir konuşma yaptı:
“Bu alanda tekne barınağı yapılabilir. İnsanları denizle barıştırmak için balığa çıkacak, yüzecek tekneler olabilir. Yat limanı sakin kıyılara yapılır. Çünkü eğer kamu olarak bir tesis yapıyorsanız o tesisin halka bir verdiği olması lazım, aldığı değil. Burada yaptığı tesis halktan alıyor. Buradaki gürültü, patırtı, araba trafiği gibi.”
Fenerbahçe Kalamış Dayanışması yayımladığı bildiride marinanın karada ve denizde genişlemesi durumunda oluşacak sorunları şöyle sıraladı:
Artan yapılaşma nedeniyle bölge en az 5 yıl şantiye alanına dönecek, yaya dolaşım alanları ve bisiklet yolları kapanacak; halk, sahili ve parkı spor ve sosyal amaçlarla kullanamayacak.
Mimari yapı bozulacak, betonlaşma ve bölgedeki insan ve araç yoğunluğu artacak, zaten var olan trafik keşmekeşi daha da çekilmez hâle gelecek.
Fenerbahçe ve Kalamış’ın tarihi ve sosyal dokusu bozulacak, mahalle kültürümüz yok olacak.
İnşaat faaliyetinin neden olduğu partiküller ilçe hava kalitesini daha da düşürecek. Akciğer-solunum rahatsızlıklarına neden olacak, yeşil alanlar daha da azalacak.
Uzatılacak mendirek, yapılaşma, artan tekne sayısı ve otopark yapımı sonucu hava koridorlarının kapanması, ısı adalarının oluşması ile hava ve deniz kirliliği daha da artacak, denizde ekolojik denge bozulacak, müsilaj ve kötü koku gibi sorunlar çoğalacak.
Toprak alanların azalması ile yağmur suları toprak ile buluşup yer altına inemeyecek ve su kaybı meydana gelecek.
Ayrıca, bölgenin sakinlerinden kediler, köpekler, kirpiler, kuşlar gibi birçok hayvan yuvasız kalacak.
Koç Holding imzayı attı:6.34 milyar lirayı tek seferde ödedi Koç Holding iştiraki Tek-Art Kalamış, Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı’nın işletme hakları için imzayı attı. 504 milyon dolar karşılığında 40 yıl boyunca işletme hakkını alan Tek-Art Kalamış, 176 milyon 400 bin doları (6.338.969.280) peşin ödedi, kalan kısmını 60 ayda 5 eşit taksitle SOFR oranı + %3 eklenerek hesaplanacak faiz ile birlikte ödeyecek… (Halk TV, 5 Şubat 2025) https://halktv.com.tr/ekonomi/koc-holding-imzayi-atti-6-34-milyar-lirayi-tek-seferde-odedi-911620h
(1 Şubat 2025 tarihli Basın Açıklaması’nı okumak için görsellerin üzerlerine tıklayınız….)
Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı’nın 40 yıllığına “işletme hakkının verilmesi” yöntemiyle özelleştirilmesi onaylanmış, ihaleyi Vahit Karaaslan kazanmıştı. Vahit Karaaslan’ın ihaleden çekilmesinin ardından Koç Holding, en iyi ikinci teklifi verdiği Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı ihalesi için 5 Şubat 2025’te sözleşme imzalamaya davet edildiğini bildirdi. Karaaslan’ın, ihaleden çekilme kararına ilişkin “Sebebini açıklayamam. İçinden çıkamayacağım bir neden yüzünden almıyorum, vazgeçtim” yorumu ise dikkat çekti. (Kaynak: https://haber.sol.org.tr/haber/karaarslan-vazgecti-kalamis-yat-limani-koca-veriliyor-396960)
Fenerbahçe-Kalamış Dayanışması’nın Açıklaması: (…) İhaleyi kimin aldığından bağımsız olarak; Kalamış’ın huzurunu bozacak, tarihsel ve ekolojik yapısını yok edecek (…) rant yaratmaktan başka amacı olmayan hiçbir projeyi kabul etmeyeceğiz! (X, 25/12/2024)(https://x.com/fbkalamisday/status/1871871129201328455)
13 yıla yayılan özelleştirme girişiminde beşinci ihale düzenlendi. Daha önce Koç Holding’in elinden alınan ihalede bu kez en yüksek teklifi, topladığı Hazine arazileriyle dikkat çeken bir müteahhit verdi. Limanın 40 yıl süreyle “işletme hakkının verilmesi” yöntemiyle özelleştirilmesi için Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nda toplanıldı. İhaleye altı şirket ve bir müteahhit katıldı… Konuyla ilgili ulusal basında yer alan haberler aşağıda güncellenerek paylaşılmaktadır.
1931 yılında Nâzım Hikmet, Yeni Gün Gazetesi’nde çıkan “Ben” müstearlı ilk köşe yazısını Fenerbahçeli olmaya dair yazıyor: “Fener’e kanımın kaynamaya başlaması başka sebepten… Sporda da olsa, halka dayanalım vatandaşlar! Halk, kapılarımızı geniş açalım iki gözüm…”
“Sezonu kupasız tamamlayan Fenerbahçe’de Ali Koç yönetimi tepki alırken, muhalefet Olağanüstü Genel Kurul’un toplanması için imza kampanyası başlatmıştı. Sarı-lacivertli kulüp, resmi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla toplanan imza sayısını açıkladı. Fenerbahçe Spor Kulübü, olağanüstü seçimli genel kurulun 13-14 Eylül’de yapılacağını, çoğunluk sağlanamaması durumunda ise 20-21 Eylül’de gerçekleştirileceğini duyurdu.” (5 Temmuz 2025, Hürriyet Gazetesi)
Fenerbahçe Kulübü Başkan Vekili Erol Bilecik’in kulüp başkanı Ali Koç’a attığı e-posta ifşa olurken, Bilecik’in ifadeleri büyük ses getirdi. Gazeteci Feridun Niğdelioğlu’nun kendisine ait sosyal medya hesabından yayımladığı e-postada eski başkan Aziz Yıldırım’a yönelik hakaret içeren kelimeler dikkat çekti. Söz konusu e-postada Bilecik, Koç’un zarar görmemesi için sonraki genel kurulda affını isteyeceğini belirtirken “Seçim tarihinden bir önceki gece yarısına kadar, sizi yeniden başkan yapmak için olağanüstü bir çalışmanın içerisinde olmak istiyorum” dedi.
Bilecik’in ayrıca eski başkan Aziz Yıldırım için “Aynı ikinci seçimde bu Aziz efendiyi sandığa gömdüğümüz çalışma gibi… Ki bu defa benim net motivasyonum misli misli fazlasını yapacağımız şekilde. Özellikle de bu seçimde sizin Aziz efendiyi üçüncü kez sandığa ve tarihe gömmeniz için elimden geleni değil, elimden gelenin bin katı fazlasını yapacağıma söz veriyorum”ifadelerini kullandı. Erol Bilecik ayrıca genel kurul öncesi sıra dışı değişiklikler yapılması gerektiğini belirterek mevcut yönetim kurulundan en az 10 kişinin değişmesini tavsiye etti.
Erol Bilecik mektubunda, AK Parti, MHP, CHP’nin tabanlarına seslenecek profilleri oluşturabilecek yeni 4-5 kişilik yönetim kurulu üyesi bulunması gerektiğinin altını çizerken, Sadettin Saran, Ferit Şahenk, Murat Ülker, Hamdi Ulukaya gibi heyecan yaratacak isimlerin ve de Volkan Demirel, Emre Belözoğlu, Tuncay Şanlı, Oğuz Çetin, Eda Erdem gibi sembol sporcuların bazılarının yönetime alınmasının faydalı olacağına dair görüş bildirdi. Bilecik ayrıca camiaya şampiyonluk sözü verilmesi gerektiğini kaydetti. (…)